top of page

Arama Sonuçları

"" için 60 öge bulundu

  • SİGORTACININ BİLGİLENDİRME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

    YARGITAY 11. Hukuk Dairesi 2019/1676 E. , 2019/8202 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 10/01/2019 tarih ve 2017/1194-2019/37 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı ekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili; müvekkillerinin miras bırakanının dava dışı Halk Bankasından kullandığı kredi için davalı tarafından ferdi kaza sigortası poliçesi düzenlenmek suretiyle sigortalandığını, murisin 11.01.2014 tarihinde bir yakınının kullandığı motosiklette yolcu iken geçirdiği kazada hayatını kaybettiğini, müvekkillerince kredi bakiyesinin poliçe kapsamında ödenmesi yönündeki talebin davalı ... şirketince "murisin motosiklet kazasında vefat ettiği, Genel Şartların 6/a maddesi uyarınca poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığı" gerekçesiyle talebin reddedildiğini, ancak acente konumundaki bankanın murisi bilgilendirmediğini, görüşme tutanağı düzenlenip müzakere edilmediğini, acentenin bu şekilde yasal yükümünü yerine getirmediğini ileri sürerek şimdilik 100 TL'nin tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili; poliçede sürücü veya yolcu olarak motosiklete binme eyleminin teminat dışında bırakıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilamındaki bozma gerekçeleri dikkate alınarak eksik evraklar mahkememizce getirtilip hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu aldırıldıktan sonra davacıların murisinin davalı Şirket ile aralarındaki tanzim edilen poliçenin kurulması esnasında davalı şirket tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacılar Hatice Özbakış için 12.500,00 TL, Mehmet Furkan Özbakış için 7.500,00 TL, Semih Özbakış için 7.500,00 TL, Emine Sultan Özbakış için 7.500,00 TL, Enes Özbakış için 7.500,00 TL, ... için 7.500,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL maddi tazminatın 05/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, sigorta şirketinin aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 1423. maddesinde, sigortacı ve acentasının sözleşmenin imzalanmasından önceki aydınlatma yükümlülüğü düzenlenmiş olup, maddenin 2. fıkrasında sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşmenin poliçedeki şartlarda yapılmış olacağı belirtilmiştir. Somut olayda; davacılar murisinin sigortalı sıfatıyla 30.12.2013 tarihli Esnaf Acil Destek Sigortası yaptırdığı, 11.01.2014 tarihinde motosiklet kazasında vefat ettiği, motosiklet kazası neticesinde rizikonun gerçekleşmesinin poliçe muafiyetleri kapsamında olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacılar, TTK'nın 1423. maddenin 2. fıkrası kapsamında sözleşmenin inikadından sonraki yasal süre içinde murislerinin sözleşmeye itiraz ettiğini iddia ve ispat etmediğine göre açık yasa hükmü gereği sözleşmenin poliçedeki şartlara uygun olarak yapıldığının kabulü gerekir. Bu durumda, poliçe muafiyetleri kapsamında davacıların sigorta tazminatı talep edememelerinde davalı ... şirketinin kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı göz önüne alınmaksızın, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • DASK TARAFINDAN EKSİK ÖDENEN DEPREM TAZMİNATINIZIN TAHSİLİ İÇİN DAVA AÇABİLİRSİNİZ.

    DASK, 6 Şubat depremlerinde konutları hasar gören depremzedelere eski tarife üzerinden tazminat ödemektedir. Ancak hak sahiplerine yeni tarife üzerinden ödeme yapılması gerekmekte olup birçok hak sahibi, eksik tazminat aldığının farkında değildir. DASK, GÜNCELLENEN TARİFEYE GÖRE ÖDEME YAPMALIDIR. 25.11.2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğe göre betonarme yapılar için metrekare maliyet tutarı %100 arttırılarak 1508 TL'den 3016 TL'ye yükselmiştir. Buna göre bu tarihten sonra meydana gelen zararların tazmini yeni tarifeye göre yapılacaktır. 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri sebebiyle oluşan zararın tazmininde DASK, konutu zarar gören depremzedelere eski tarife üzerinden ödeme yapmıştır. Bu durum sigortalılarda kafa karışıklığı yaratmıştır. Şöyle ki; DASK, yeni tarife yayınlanmadan önce zorunlu deprem sigortası yaptıranlara, yeni tarife yayımlandıktan sonra zeyilname yapılmamış ve ek prim ödenmemişse ise eski tarife üzerinden tazminat ödenmesi gerektiği yönünde bir tutum sergilemiştir. Ancak bu husus hukuka aykırı olduğu gibi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu ve ilgili mevzuatta sigortalıya, tarifenin artması sebebiyle zeyilname ile primlerin de arttırılması yönünde bir yükümlülük verilmemiştir. Aynı zamanda zeyilname düzenlenmesinin zorunlu olduğu belirtilen zorunlu sorumluluk sigortaları arasında zorunlu deprem sigortası yer almamaktadır. Kaldı ki, ülkemizde daha önce meydana gelen depremlerde (Van, İzmir, Elazığ depremleri) tarife değişikliği halinde depremzedelere yeni tarife üzerinden ödemeler yapılmıştır. 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde oluşan zararın büyüklüğü sebebiyle bu konu gündeme gelmiştir. Hak edilen tazminat bedelinin tespiti için hukuki yardım alınması gerekmektedir. Bu bedelin tahsili için dava açılabilir veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapılabilir.

  • ZDS'DEN KAYNAKLANAN TAZMİNAT HAKKINIZ İÇİN SİGORTA TAHKİM KOMİSYONUNA BAŞVURABİLİRSİNİZ.

    ZORUNLU DEPREM SİGORTASINDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT HAKKINIZ İÇİN SİGORTA TAHKİM KOMİSYONUNA BAŞVURABİLİRSİNİZ. ZORUNLU DEPREM SİGORTASI NEDİR? Binalarda deprem sonucu meydana gelebilecek maddi zararların karşılanmasını teminen ve sigorta şirketlerince teminat verilemeyen veya teminat verilmesinde güçlükler bulunan çeşitli afetler ve riskler sonucu meydana gelebilecek maddi ve bedeni zararların karşılanabilmesini sağlayan bir deprem sigortasıdır. Afet Sigortaları Kanunu'nun 10. maddesine göre sigortalı, zorunlu deprem sigortasını yaptırmak ve bu sigortayı her yıl yenilemek zorundadır. Bu sigortanın esas ve uygulama usulleri 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu'nda ve Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarında düzenlenmiştir. DASK NEDİR? Doğal Afet Sigortaları Kurumu'nun baş harflerinin kısaltılmış hali DASK'tır. Zorunlu deprem sigortası DASK aracılığıyla yapılmaktadır. TÜM KONUTLAR ZORUNLU DEPREM SİGORTASI KAPSAMINDA MIDIR? Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler, tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tâbi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilmiş binalar, bu binaların içinde yer alan ve ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan bağımsız bölümler ile doğal afetler nedeniyle devlet tarafından yaptırılan veya sağlanan kredi ile yapılan meskenler zorunlu deprem sigortasına tâbidir. Kamu Konutları Kanununa tâbi olan veya kamu hizmet binası olarak kullanılan binalar ve bağımsız bölümler, köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca köy yerleşik alanları ve civarında ve mezralarda yapılan binalar ile 634 sayılı Kanun kapsamında olsalar dahi tamamı ikamet dışı amaçlarla kullanılan binalar zorunlu deprem sigortasına tâbi değildir. ZDS, HANGİ ZARARLARI KARŞILAMAKTADIR? Zorunlu deprem sigortası, konutların yeniden yapım maliyetini karşılamaktadır. 22.11.2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğe göre betonarme yapılar için metre kare maliyet tutarı 3.016 TL olarak belirlenmiştir. Değişiklikten önceki tarifeye göre metre kare maliyet tutarı 1.508 TL idi. Ancak bu sigorta, konutların yeniden yapım maliyetinin bir kısmını ( azami 640.000 TL'ye kadar) karşılamaktadır. Bu nedenle konut sahipleri, konutun geri kalan yapım maliyeti için ihtiyari deprem sigortası yaptırmalıdır. DASK, GÜNCELLENEN TARİFEYE GÖRE ÖDEME YAPMALIDIR. 25.11.2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğe göre betonarme yapılar için metrekare maliyet tutarı %100 arttırılarak 1508 TL'den 3016 TL'ye yükselmiştir. Buna göre bu tarihten sonra meydana gelen zararların tazmini yeni tarifeye göre yapılacaktır. 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri sebebiyle oluşan zararın tazmininde DASK, konutu zarar gören depremzedelere eski tarife üzerinden ödeme yapmıştır. Bu durum sigortalılarda kafa karışıklığı yaratmıştır. Şöyle ki; DASK, yeni tarife yayınlanmadan önce zorunlu deprem sigortası yaptıranlara, yeni tarife yayımlandıktan sonra zeyilname yapılmamış ve ek prim ödenmemişse ise eski tarife üzerinden tazminat ödenmesi gerektiği yönünde bir tutum sergilemiştir. Ancak bu husus hukuka aykırı olduğu gibi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu ve ilgili mevzuatta sigortalıya, tarifenin artması sebebiyle zeyilname ile primlerin de arttırılması yönünde bir yükümlülük verilmemiştir. Aynı zamanda zeyilname düzenlenmesinin zorunlu olduğu belirtilen zorunlu sorumluluk sigortaları arasında zorunlu deprem sigortası yer almamaktadır. Kaldı ki, ülkemizde daha önce meydana gelen depremlerde (Van, İzmir, Elazığ depremleri) tarife değişikliği halinde depremzedelere yeni tarife üzerinden ödemeler yapılmıştır. 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde oluşan zararın büyüklüğü sebebiyle bu konuda karışıklık yaşanmaktadır. *Bu hususta Sigorta Tahkim Komisyonundan lehe alınmış bir karar mevcut olup henüz kesinleşmemiştir. Bu konuda tarafımızca yapılan ve yargılaması devam eden başvurumuz da bulunmaktadır.

  • KİRACININ KİRA BEDELİNİ 35 KURUŞ EKSİK ÖDEMESİ TAHLİYEYE ENGEL DEĞİLDİR.

    YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ E. 2015/6655 K. 2015/10585 T. 1.12.2015 OTUZBEŞ KURUŞ EKSİK ÖDEME NEDENİYLE TEMERRÜDÜN GERÇEKLEŞECEĞİ (Kira Alacağının Tahsili Amacıyla Başlatılan Tahliye İstekli İcra Takibi/Bankanın Masraf Kesmesi Sebebiyle Davacı Hesabına Eksik Bedel Geçtiği - Borcun Miktarının Az ya da Çok Olmasının Temerrüt Olgusunun Gerçekleşmesini Engellemeyeceği/Temerrüt Sebebiyle Tahliyeye Karar Verilmesi Gerektiği) BORCUN MİKTARININ AZ YA DA ÇOK OLMASININ TEMERRÜT OLGUSUNUN GERÇEKLEŞMESİNİ ENGELLEMEMESİ ( Kira Alacağının Tahsili Amacıyla Başlatılan Tahliye İstekli İcra Takibi - Ödenmeyen Miktar 0,35 TL Olmasına Karşın Bu Miktar Hakkındaki İtirazın Kaldırılması ve Temerrüt Nedeniyle Tahliye Kararı Verileceği) KİRA ALACAĞININ TAHSİLİ AMACIYLA BAŞLATILAN TAHLİYE İSTEKLİ İCRA TAKİBİ (30 Gün İçinde Borcun Tümü Ödenmediğine Göre Temerrüdün Gerçekleştiği - Borç Miktarının Az veya Çok Olmasının Temerrüt Olgusunun Gerçekleşmesini Engellemeyeceği/Ödenmeyen Miktar 0,35 TL Olmasına Karşın Bu Miktar Hakkındaki İtirazın Kaldırılması ve Temerrüt Nedeniyle Tahliye Kararı Verilmesi Gereği) TEMERRÜT NEDENİYLE TAHLİYE (Borç Miktarının Az veya Çok Olması Temerrüt Olgusunun Gerçekleşmesini Engellemeyeceği/Bankanın Masraf Kesmesi Sebebiyle Davacı Hesabına 0,35 TL Eksik Bedel Geçtiği - Otuz Gün İçinde Borcun Tümü Ödenmediğinden Temerrüdün Gerçekleştiği Temerrüt Nedeniyle Tahliye Kararı Verilmesi Gereği) 2004/m. 269 ÖZET : Kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan tahliye istekli icra takibinde 30 gün içinde borcun tümü ödenmediğine göre temerrüt gerçekleşmiştir. Borcun miktarının az ya da çok olması temerrüt olgusunun gerçekleşmesini engellemez. Bu sebeple Mahkemece, 0,35 TL üzerinden itirazın kaldırılmasına ve temerrüt sebebiyle tahliyeye karar verilmesi gerekir. DAVA : İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR : Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılmış olan icra takibi sebebiyle düzenlenen ödeme emrine davalı borçlunun yasal süresinde itiraz etmesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması,takibin devamı ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında 01.04.2009 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Alacaklı tarafından kiracı borçlu hakkında İstanbul Anadolu 2.İcra Müdürlüğünün 2014/25088 esas sayılı takip dosyasında,15.12.2014 tarihli takip talebi ile; aylık 500'er TL'den 2014 Nisan ve Haziran ayları kira farkı toplamı 1.000 TL'nin 55,11 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili ve tahliye isteminde bulunduğu, davalı borçlunun süresi içinde vermiş olduğu itiraz dilekçesinde “...alacaklıya borcu olmadığını,Nisan ve Haziran 2014 ayları kira bedeli olan toplam 2.600 TL'nin alacaklının banka hesabına havale edildiğini belirterek borca itiraz ettiği ,davacı alacaklı tarafından İcra Mahkemesinde itirazın kaldırılması ve tahliye davası açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, takip konusu aylar kira parasının takipden önce ödendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı tarafından takipden önce 2.4.2014 tarihinde 1.300,65 TL ve 9.6.2014 tarihinde 1.300 TL ödendiği savunulmuştur. Ancak,dosyada bulunan ödeme belgeleri incelendiğinde,davalı tarafça 2.4.2014 tarihinde davacı hesabına 1.299,65 TL, 9.6.2014 tarihinde 1.300 TL ödendiği görülmüştür. Davalı tarafça 2.4.2014 tarihinde 1.300,65 TL yatırıldığı bankanın 1,00 TL masraf kesmesi sebebiyle davacı hesabına 1.299,65 TL geçtiği,2014 Nisan kirasının 35 kuruş eksik ödendiği anlaşılmıştır. Mahkemece,0,35 TL eksik ödeme sebebiyle temerrüt gerçekleşmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de,davacı alacaklı tarafından 15.12.2014 tarihinde başlatılan takip üzerine davalıya ödeme emri gönderilmiş ve borcun ödenmesi için 30 günlük süre verilmiştir. Davalı borçlu borcu olmadığını belirterek borca itiraz etmiş,ancak verilen bu 30 günlük süreye rağmen davacı hesabına eksik ödenen 0,35 TL yi ödememiştir.30 gün içinde borcun tümü ödenmediğine göre temerrüt gerçekleşmiştir. Borcun miktarının az ya da çok olması temerrüt olgusunun gerçekleşmesini engellemez. Bu sebeple Mahkemece, 0,35 TL üzerinden itirazın kaldırılmasına ve temerrüt sebebiyle tahliyeye karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 Sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 01.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

  • BANKA, KREDİLİ KONUTA AİT DASK POLİÇESİNİ YENİLEMEMESİ SEBEBİYLE KUSURLUDUR.

    YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2018/6356 Karar Numarası: 2020/5863 Karar Tarihi: 20.10.2020 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkilinin ... Merkez ... Mahallesi, 54 pafta, 279 ada, 11 parsel nolu tapuda kain dairesini davalı bankadan konut kredisi kullanmak sureti ile satın aldığını, 23/10/2011 ve 09/11/2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde binanın hasar gördüğünü ve hakkında yıkım kararı verildiğini, davalı bankanın davalı sigorta şirketini aracı kılarak davaya konu konutun DASK poliçesini yaptığını ancak süresi bittiği halde davalılar tarafından usulüne uygun şekilde yenilenmesinin sağlanmadığını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin uğramış olduğu 5.000,00 TL zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini 45.276,00 TL'ye artırmıştır. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili, davanın reddini savunmuş; diğer davalı süresinde davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, davalı sigorta şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle, davalı banka yönünden sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, DASK poliçesinin yenilenmemesinden kaynaklanan maddi tazminatın kredi veren bankadan ve sigorta şirketinden tazmini istemine ilişkindir. Somut olayda davacı tarafından 08.09.2010 tarihli başvuru ile davalı bankadan 28.09.2010 tarihinde 60 ay vadeli konut kredisi kullanıldığı ve 16.09.2010 tarihinde davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından DASK poliçesi düzenlendiği, poliçe süresi bitiminde poliçenin yenilenmediği anlaşılmış, Van ilinde 23/10/2011 ve 09/11/2011 tarihlerinde meydana gelen deprem nedeniyle dava konusu taşınmaz hasar görmüş; davacı tarafça poliçenin süresinde yenilenmemesinde davalıların kusurlu oldukları iddiası ile dava açılmış; mahkemece talimat yoluyla bankacı ve sigorta uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten alınan 10.12.2013 havale tarihli raporda davalı bankanın Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği gereğince yenilemeye ilişkin bildirim ve bilgilendirme yapmaması, diğer davalı sigorta şirketinin ise 587 sayılı Zorunlu Deprem Sigortasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 9.maddesi gereğince yeni bir sigorta yaptırma zorunluluğunu sözleşme sahibine bildirmemesi nedeniyle davalılar ile sigortalı davacının eşit oranda müterafik kusurlu olduğu belirtilmiş; mahkemece bunun üzerine inşaat mühendisi bilirkişiden alınan 10.02.2014 tarihli raporda davacıya ait taşınmazın yapım maliyeti 90.552,00 TL olarak tespit edilmiş; davacı vekilince %50 müterafik kusura göre dava değeri 45.276,00 TL'ye artırılmış; mahkemece davalı bankaca bilirkişi raporu itiraz dilekçesi ekinde davacıya bildirim yapıldığına dair sunulan CD'nin çözümü yaptırılarak yargılama sonucunda davalı bankanın bildirim yapması, poliçe yenilenmesinin davacının sorumluluğunda olması nedenleriyle davalı banka yönünden; davalı sigorta şirketinin poliçeyi Doğal Afet Sigortaları adına düzenlemesi nedeniyle husumet yokluğundan da davalı sigorta şirketi yönünden, davanın reddine karar verilmiştir. Sigorta poliçesinin yenilenmesi gereken tarih itibariyle yürürlükte bulunan Hazine Müsteşarlığı'nın 17/01/2009 tarih ve 27113 sayılı Resmi Gazete’de yayınladığı Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 5. maddesinin 2. fıkrasında zorunlu sigortalarda kredi süresi içerisinde yenileme sorumluluğunun kredi kullanana, yenilemeye ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğunun ise kredi kuruluşuna ait olacağı düzenlenmesi yer almaktadır. 587 sayılı Zorunlu Deprem Sigortasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin “sigorta yapma ve yaptırma zorunluluğu” başlıklı 9. maddesinde “Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki bağımsız bölümler ve binalar için, malikler veya varsa intifa hakkı sahipleri tarafından zorunlu deprem sigortası yaptırılır. Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinden sonra mesken olarak inşa edilecek bağımsız bölümler ve binalar için, ilgili mevzuat çerçevesinde inşaat ruhsatı alınmış olması kaydıyla, iskan izninden veya içinde yaşanmaya başlanmasından itibaren bir ay içinde zorunlu deprem sigortası yaptırılır. İlgili sigorta şirketi, sigorta sözleşmesinin bitiminden en az bir ay önce taahütlü mektup, telgraf ya da noter kanalıyla sözleşmenin sona ereceğini ve yeni bir sigorta yaptırma zorunluluğunu sözleşme sahiplerine bildirir. Sigorta sözleşmesinin, sona ermesinden itibaren bir ay içerisinde yenilenmemesi durumunda Kurumun sigortadan kaynaklanan sorumluluğu sona erer.” düzenlemesi yer almaktadır. Anılan Yönetmeliğe göre kredi süresi içerisinde yenileme yükümü kredi kullanana, yenilemeye ilişkin bildirim yapma sorumluluğu da kredi veren bankaya aittir. Her ne kadar mahkemece davalı bankanın çağrı merkezi kanalıyla gerekli bildirimi yaptığı kabul edilmiş ise de; yapılan konuşmanın tarihinin belirtilmediği, CD'nin çözümünün yapıldığı bilirkişi raporuna göre çağrı merkezi görevlisinin davacı asili biten hangi krediye dair aradığının net olmadığı gibi zorunlu sigorta sözleşmesinin yapılmamasının sonuçlarına dair yeterli ve açıklayıcı bilgiler de vermediği anlaşılmış, bu nedenle davalı bankaca usulüne uygun bildirimin yapıldığının kabulü doğru olmamıştır. Şu halde, yukarıda belirtilen yönetmelik hükümlerince, davalıların zorunlu olan bu sigortanın yenilenmesi için davacıya bilgilendirme yapmaları gerektiğinden kusurları vardır. Aynı zamanda davacı sigortalının da, zorunlu olan DASK sigortasının süresinin dolup dolmadığını takip etme ve sigortayı yeniletme konusunda kendisine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden müterafik kusuru vardır. Bu durumda mahkemece somut olaya uygun bilirkişi heyet raporu esas alınarak karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20/10/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. GÜNCELLEME: 31.12.2016 tarihli 29935 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Zorunlu Deprem Sigortası Tarife ve Talimat Tebliği'nin 7. maddesine göre bankalar, zorunlu deprem sigortasını yenilemek zorundadır. Tarifeden önce bankalara müterafik kusur verilirken Bu Tarifeye göre artık bankalara tam yükümlülük verilmiştir.

  • ZİNA NEDENİYLE BOŞANMA DAVASINDA OTELDE AYNI ODADA KONAKLAMAK ZİNANIN İSPATI İÇİN YETERLİDİR.

    YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2010/22120 Karar Numarası: 2012/670 Karar Tarihi: 19.01.2012 MAHKEMESİ :Ankara 5. Aile Mahkemesi TARİHİ :15.9.2010 NUMARASI :Esas no:2009/414 Karar no:2010/1195 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm kadının ve kocanın açtığı boşanma davaları yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-davacı kocanın temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı-davalı kadının temyizine gelince; Yapılan soruşturma ve toplanan delillerle davalı-davacı kocanın dava açılmadan önce ve davanın devamı sırasında dahi başka kadınlarla birlikte otelde aynı odada kaldığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 161'nci maddesinde yer alan boşanma sebebi gerçekleşmiştir. Davacı-davalı kadın evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı boşanma davasını, ıslahla öncelikle zina sebebine dayandırdığına göre, bu sebebe dayalı olarak boşanmaya karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte açıklanan sebeplerle davacı-davalı kadın yararına BOZULMASINA, davacı-davalı kadının bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, hükmün temyize konu diğer yönlerinin ise yukarıda 1.bentte gösterilen sebeplerle ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın Murat'a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 73.90 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran Nuriye'ye geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 19.01.2012 MAHKEMESİ :Ankara 5. Aile Mahkemesi TARİHİ :15.9.2010 NUMARASI :Esas no:2009/414 Karar no:2010/1195 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm kadının ve kocanın açtığı boşanma davaları yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-davacı kocanın temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı-davalı kadının temyizine gelince; Yapılan soruşturma ve toplanan delillerle davalı-davacı kocanın dava açılmadan önce ve davanın devamı sırasında dahi başka kadınlarla birlikte otelde aynı odada kaldığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 161'nci maddesinde yer alan boşanma sebebi gerçekleşmiştir. Davacı-davalı kadın evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı boşanma davasını, ıslahla öncelikle zina sebebine dayandırdığına göre, bu sebebe dayalı olarak boşanmaya karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte açıklanan sebeplerle davacı-davalı kadın yararına BOZULMASINA, davacı-davalı kadının bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, hükmün temyize konu diğer yönlerinin ise yukarıda 1.bentte gösterilen sebeplerle ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın Murat'a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 73.90 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran Nuriye'ye geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

  • ZİNA NEDENİYLE BOŞANMA DAVASINDA ZİNANIN İSPATI DURAKSAMAYA YER VERMEYECEK ŞEKİLDE GERÇEKLEŞMELİDİR.

    YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2015/19056 Karar Numarası: 2016/11165 Karar Tarihi: 06.06.2016 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından hükmün tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı erkek tarafından özel boşanma sebeplerinden zina sebebine dayanılarak (TMK m. 161) boşanma isteminde bulunulmuştur. Zina olayının mevcut sayılabilmesi için en önemli koşulu, "cinsel ilişkinin" varlığının kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış olmasıdır. Davalı kadının bir başka erkekle cinsel ilişkiye girdiği kesin veya güçlü karineyle kanıtlanmış değildir. Davalı kadının bir başka erkekle telefonda konuştuğu ancak konuşma içeriğinden, evlilik sırasında, bir başka erkekle cinsel birleşmenin gerçekleştiği anlaşılamamaktadır. Bu nedenle davalı kadının bu davranışları zina değil, "güven sarsıcı davranış" niteliğinde olup; Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi gereğince boşanmayı gerektiren kusurlu davranıştır. Davacı erkeğin Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesine göre açılmış bir boşanma davası olmadığından; zina sebebiyle açılmış boşanma davasının reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

  • ZİNA OLAYININ VARLIĞI BAZI İP UCU,TAVIR VE DAVRANIŞLARDAN ÇIKARILACAK KARİNELERLE KABUL EDİLMELİDİR.

    YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2019/4012 Karar Numarası: 2019/12142 Karar Tarihi: 11.12.2019 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından reddedilen boşanma davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava zina (TMK m. 161) hukuksal sebebine dayalı boşanma davasıdır. Bölge adliye mahkemesince davacı kadının zina (TMK m.161) hukuksal sebebine dayalı boşanma talebinin reddine karar verilmiş ise de; toplanan delillerden, davacı kadının dayandığı ve davalı erkek tarafından inkar edilmeyen, erkeğin başka kadınla birlikte, banyoda yarı çıplak vaziyette çekildiği ve samimi durumda oldukları anlaşılan fotoğrafının bulunduğu ve tanık beyanından erkeğin başka kadının yanında yaklaşık 10 gün süreyle kaldığı anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemesince davalı erkeğin güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunun sabit olduğu kabul edilmiş ise de; erkeğin başka kadınla uygunsuz fotoğrafının olması ve başka kadınla birlikte yaşaması, cinsel ilişkinin güçlü karineyle yaşandığına ve dolayısıyla zinanın varlığına delalet eder. Bu durumda erkeğin zinası ispatlanmış olup Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesi koşulları oluşmuştur. Gerçekleşen bu durum karşısında tarafların zina (TMK m. 161) hukuki sebebiyle boşanmalarına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davacı kadının zina (TMK m. 161) hukuksal sebebine dayalı boşanma talebinin reddine karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 11.12.2019 (Çrş.)

  • ZİNA SEBEBİYLE AÇILAN BOŞANMA DAVALARINDA İKRAR, İSPAT ARACI DEĞİLDİR.

    YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2001/9914 Karar Numarası: 2001/11437 Karar Tarihi: 10.09.2001 ZİNA NEDENİYLE BOŞANMA BOŞANMADA DAVASINDA YARGILAMA USULÜ Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. KARAR: 1-) Dava zina hukuki sebebine dayanılarak açılmıştır. (MK.m.129) Mücerret tarafların ikrarına dayanılarak boşanmaya karar verilemez. (MK.m.150) Zina fiilinin işlendiği gösteren delil yoktur. Davanın reddi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi isabetsizdir. 2-) Kabule göre de; küçük Ali 13.07.2000 doğumludur. Baba hanesinde kayıtlıdır. Boşanma sonucunda velayetinin düzenlenmemesi de doğru görülmemiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün birinci bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. 10.09.2001

  • TERK SEBEBİYLE AÇILAN BOŞANMA DAVASINDA BAŞKA BİR SEBEPLE BOŞANMA KARARI VERİLEMEZ.

    YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2016/11085 Karar Numarası: 2016/13657 Karar Tarihi: 10.10.2016 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı erkek munhasıran Türk Medeni Kanununun 164.maddesinde yer alan " terk " hukuki sebebine dayalı olarak boşanma davası açmıştır. Erkeğin, aynı Yasanın 166/1-2. maddesinde düzenlenen " evlilik birliğinin sarsılması " hukuki sebebine dayalı bir davası bulunmadığı gibi usulüne uygun olarak yapılmış bir ıslah işlemi de mevcut değildir. Munhasıran terke dayalı olarak açılan boşanma davasında, Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinin şartlarının oluştuğundan ve tarafların boşanma konusunda sulh olduklarından söz edilip, evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanma kararı verilemez ( HUMK m.74; HMK m.26 ). O halde; mahkemece, toplanan delillerin Türk Medeni Kanununun 164. maddesine dayalı dava çerçevesinde değerlendirilip; gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; bu yön gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuş; bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 10.10.2016 (Pzt.)

  • EŞİNDEN HABERSİZ ETRAFTAN BORÇ ALMAK BOŞANMA SEBEBİDİR.

    YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2011/20475 Karar Numarası: 2012/15805 Karar Tarihi: 11.06.2012 MAHKEMESİ :İzmir 11. Aile Mahkemesi TARİHİ :18.10.2010 NUMARASI :Esas no:2010/315 Karar no:2011/584 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı (koca) tarafından; kusur belirlemesi, nafaka, tazminatlar yönünden; davalı-davacı (kadın) tarafından ise, kusur belirlemesi ve manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı kocanın tüm temyiz itirazları yersizdir. 2-Toplanan delillerden; evlilik birliğin temelinden sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda, birlik görevlerini ihmal eden, eşine ekonomik baskı uygulayıp, hakaret eden, eşini iffetsizlikle suçlayıp, güven sarsıcı davranışlar sergileyen, eşini müşterek eve almayan davacı-davalı koca, eşine hakaret edip, eşinden habersiz etraftan borçlanan davalı-davacı kadına oranla daha ziyade kusurludur. Durum böyle iken tarafların eşit kusurlu kabulü ve bu hatalı kusur tespitine bağlı olarak davalı-davacı kadının manevi tazminat isteminin (TMK.md.174/2) reddi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple kusur belirlemesi ve manevi tazminat yönünden davalı-davacı kadın yararına BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden Ü.'e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 90.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatıran A.'ya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11.06.2012 (Pzt.) MAHKEMESİ :İzmir 11. Aile Mahkemesi TARİHİ :18.10.2010 NUMARASI :Esas no:2010/315 Karar no:2011/584 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı (koca) tarafından; kusur belirlemesi, nafaka, tazminatlar yönünden; davalı-davacı (kadın) tarafından ise, kusur belirlemesi ve manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı kocanın tüm temyiz itirazları yersizdir. 2-Toplanan delillerden; evlilik birliğin temelinden sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda, birlik görevlerini ihmal eden, eşine ekonomik baskı uygulayıp, hakaret eden, eşini iffetsizlikle suçlayıp, güven sarsıcı davranışlar sergileyen, eşini müşterek eve almayan davacı-davalı koca, eşine hakaret edip, eşinden habersiz etraftan borçlanan davalı-davacı kadına oranla daha ziyade kusurludur. Durum böyle iken tarafların eşit kusurlu kabulü ve bu hatalı kusur tespitine bağlı olarak davalı-davacı kadının manevi tazminat isteminin (TMK.md.174/2) reddi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple kusur belirlemesi ve manevi tazminat yönünden davalı-davacı kadın yararına BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden Ü.'e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 90.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatıran A.'ya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11.06.2012 (Pzt.)

  • ÇOCUĞUN MEZAR TAŞINA SADECE KENDİ ADINI YAZDIRMAK BOŞANMA SEBEBİDİR.

    YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas Numarası: 2011/23145 Karar Numarası: 2012/17661 Karar Tarihi: 26.06.2012 MAHKEMESİ :Elazığ 2. Aile Mahkemesi TARİHİ :01.11.2011 NUMARASI :Esas no:2010/646 Karar no:2011/614 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından; kusur belirlemesi, nafakaların miktarı ve tazminatlar yönünden mürafalı olarak temyiz edilmişsede duruşma giderlerini karşılamadığından duruşma isteğinin reddine, dosya üzerinde inceleme yapılmasına karar verilip, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2- Toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kocanın tekrar evlenmek için, kendisine önerilen bayanla görüşmeye gitmek suretiyle güven sarsıcı davranışlar sergilediği; buna karşılık davalı-karşı davacı kadının ise, davacı- karşı davalı kocanın yeniden evlenme girişimini öğrenmesi üzerine, davacı-karşı davalı kocasına hakaret ettiği, vefat eden müşterek çocuk İ.P.'ın mezar taşına davacı- karşı davalı kocanın ismine yer vermeyerek sadece kendi ismini yazdırdığı ve kocasını belli bir süre ortak ikamete almadığı; böylece davacı-karşı davalı kocanın boşanmaya neden olan olaylarda daha fazla kusurlu kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durumun sonucu olarak; davalı-karşı davacı kadın en azından eşinin maddi desteğini yitirdiğinden maddi tazminata (TMK. m. 174/1); boşanmaya neden olan olaylar yüzünden davalı -karşı davacı kadının kişilik hakları saldırıya uğradığından manevi tazminata (TMK. m. 174/2) hak kazanmıştır. Bu durumda; tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak, davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple kusur belirlemesi ile maddi ve manevi tazminat yönlerinden BOZULMASINA, temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.26.06.2012 (Salı) MAHKEMESİ :Elazığ 2. Aile Mahkemesi TARİHİ :01.11.2011 NUMARASI :Esas no:2010/646 Karar no:2011/614 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından; kusur belirlemesi, nafakaların miktarı ve tazminatlar yönünden mürafalı olarak temyiz edilmişsede duruşma giderlerini karşılamadığından duruşma isteğinin reddine, dosya üzerinde inceleme yapılmasına karar verilip, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2- Toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kocanın tekrar evlenmek için, kendisine önerilen bayanla görüşmeye gitmek suretiyle güven sarsıcı davranışlar sergilediği; buna karşılık davalı-karşı davacı kadının ise, davacı- karşı davalı kocanın yeniden evlenme girişimini öğrenmesi üzerine, davacı-karşı davalı kocasına hakaret ettiği, vefat eden müşterek çocuk İ.P.'ın mezar taşına davacı- karşı davalı kocanın ismine yer vermeyerek sadece kendi ismini yazdırdığı ve kocasını belli bir süre ortak ikamete almadığı; böylece davacı-karşı davalı kocanın boşanmaya neden olan olaylarda daha fazla kusurlu kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durumun sonucu olarak; davalı-karşı davacı kadın en azından eşinin maddi desteğini yitirdiğinden maddi tazminata (TMK. m. 174/1); boşanmaya neden olan olaylar yüzünden davalı -karşı davacı kadının kişilik hakları saldırıya uğradığından manevi tazminata (TMK. m. 174/2) hak kazanmıştır. Bu durumda; tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak, davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple kusur belirlemesi ile maddi ve manevi tazminat yönlerinden BOZULMASINA, temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.26.06.2012 (Salı)

bottom of page