top of page
  • Yazarın fotoğrafıEsmanur Kılıçman

AKIL HASTASI OLAN KİŞİNİN EVLENMESİ, BOŞANMA DAVASI

Güncelleme tarihi: 11 Eki 2022

• EVLİLİĞİN MUTLAK BUTLAN SEBEBİYLE İPTALİ DAVASI

• AKIL HASTASI OLAN KİŞİNİN EVLENMESİ

• BOŞANMA DAVASI

• BEKLETİCİ MESELE

o TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 133

o TÜRK KANUNU MEDENİSİ (MÜLGA) (743) Madde 89


Hukuk Genel Kurulu 2015/167 E. , 2015/1328 K.

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki “evlenmenin iptali, boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Küçükçekmece 1. Aile Mahkemesince asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşılık davanın kabulüne dair verilen 28.06.2011 gün ve 2010/987 E., 2011/674 K. sayılı kararın incelenmesi davacı/davalı(koca) vekilinin tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.05.2012 gün ve 2011/18124 E., 2012/14211 K. sayılı ilamı ile;

(...1-Davalı-davacı kadın tarafından açılan dava, evliliğin mutlak butlan sebebiyle iptali isteğine ilişkindir. Mutlak butlan sebebi olarak davacının evlenme sırasında ayırt etme gücünden yoksun ve evlenmeye engel olacak derecede akıl hastası olduğu gösterilmiştir (TMK. m. 145/2-3).

Davacı-davalı kocanın kısıtlanmasına ilişkin vesayet dosyasında alınan Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanesi raporu 29.11.2011 tarihlidir. Bu rapor, 29.11.2011 tarihinde yapılan muayeneye dayanmakta olup, hafif derecede mental retardasyon tanısı konulduğu, tespit edilen bu hastalık nedeniyle davalıya vasi tayini gerektiği bildirilmiştir. Alınan bu rapor davalının evlenme tarihindeki durumuyla ilgili bir bilgiyi içermemektedir. Dosyada davacı-davalı kocanın evlenme sırasındaki akli durumu hakkında bir bilgi ve rapor bulunmamaktadır. Mahkemece, davacı-davalı kocanın evlenme akdinin yapıldığı 21.04.2006 tarihinde sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olup olmadığı ve evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının bulunup bulunmadığı hususu tıbben belirlenip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

2-Davacı-davalının vasisi tarafından açılan boşanma davasına yönelik temyize gelince;

Davalı-davacı kadın tarafından açılan mutlak butlan sebebiyle evliliğin iptali davası, boşanma davası açısından bekletici sorun oluşturur. Mahkemece yapılacak iş, mutlak butlan sebebiyle evliliğin iptali davasının tefrik edilerek sonucu beklendikten sonra boşanma davası hakkında olumlu ya da olumsuz karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır....)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı/davalı(koca) vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Asıl dava boşanma, karşılık dava mutlak butlan hukuksal nedenine dayalı evlenmenin iptali istemine ilişkindir.

Davacı/karşı davalı(koca) vekili, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını belirterek tarafların boşanmalarına karar verilmesini istemiştir.

Davalı/karşılık davacı(kadın) vekili, davacı/karşı davalı(koca)nın evlenme akdinin yapıldığı sırada akıl hastası olması nedeniyle ehliyetsiz bulunduğunu belirterek, mutlak butlan nedeniyle evlenmenin iptalini istemiştir.

Yerel Mahkemece, boşanma davası vasi tarafından açılamayacağından asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşılık davanın kabulü ile evliliğin iptaline karar verilmiştir.

Davacı/karşılık davalı(koca) vekilinin her iki dava yönünden kararı temyizi üzerine Özel Dairece; yukarıda açıklanan gerekçelerle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel Mahkemece; Özel Dairenin söz konusu sağlık kurulu raporunu 29/11/2011 tarihli olarak kabul etmesi nedeniyle kararı bozduğu, ancak rapor tarihinin 29/11/2001 olduğu, taraflar evlenirken herhangi bir rahatsızlıktan bahsetmemeleri nedeniyle sağlık raporunun düzenlendiği, ancak davalının 2001 yılı ve daha öncesinden itibaren evlenmeye engel akıl hastalığının bulunduğu, gerekçesiyle evliliğin iptali davasına yönelik bozma nedenine direnilmiştir.

Direnme kararı davacı/karşılık davalı(koca) vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen uyuşmazlık; davacı/karşılık davalı (koca)nın evlenmeye engel olacak derecede akıl hastası olduğu iddiasıyla, mutlak butlan hukuksal nedenine dayalı olarak açılan evlenmenin iptali davasında, evlenme tarihinden önce vesayet davasına esas olmak üzere 29.11.2001 tarihinde alınan raporun yeterli görülüp görülmeyeceği, evlenme akdinin yapıldığı 21.04.2006 tarihinde davacı/davalı(koca)nın sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olup olmadığı ve evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının bulunup bulunmadığı hususunda ayrıca rapor alınmasının gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü için kesin evlenme engellerinden olan “akıl hastalığı” kavramı üzerinde durulması gerekmektedir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)’nun 133 üncü maddesi "akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler" hükmünü içermektedir. Bu hükümden anlaşılacağı üzere, akıl hastalığı kural olarak kesin evlenme engellerinden biridir. Ancak bu engel her türlü akıl hastalığını kapsamamaktadır. Gerçekten, mevcut akıl hastalığının evlenme bağlamında herhangi bir sakınca doğurmayacağı resmi sağlık kurulu raporuyla belgelendiği takdirde, bu hastalığa yakalanmış olan bir kişinin evlenmesine engel olunamayacaktır.

Mülga 743 sayılı Medeni Kanun(eMK)’un 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasında "akıl hastalıklarından birine müptela olan kimse asla evlenemez" demek suretiyle akıl hastalığını kesin evlenme engeli saymıştı. Buna benzer bir hükmü Evlendirme Yönetmeliği (m.14) ile Umumi Hıfzıssıhha Kanunu (Genel Sağlığı Koruma Kanunu) da içermektedir(m.123). Anılan madde ile ayırt etme gücünü kaldırıp kaldırmadığına bakmaksızın her türlü akıl hastalığı kesin evlenme engeli ve yasağı kabul edilmişti. Oysa tıp verilerine göre, akıl hastalıklarının hepsi ayırt etme gücünü mutlaka da ortadan kaldırmaz. Başka bir deyişle, her akıl hastasının ayırt etme gücünden mutlaka yoksun olduğu söylenemez. Nitekim sara (epilepsi) veya melankoli gibi bazı hastalıklar akıl hastalığı sayıldığı halde, bunlardan birine yakalanmış olanlar, ayırt etme gücünden hiç bir zaman sürekli olarak yoksun değildirler(Akıntürk, Turgut/Ateş Karaman, Derya: Türk Medeni Hukuku: Aile Hukuku, C. 2, 14. Baskı, Beta Yayınevi, İstanbul 2012, s.78-79).

Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davalı/davacı(kadın) tarafından açılan davada, evliliğin mutlak butlan sebebiyle iptali istenmiş olup, mutlak butlan sebebi olarak davacı/davalı(koca)nın evlenme sırasında ayırt etme gücünden yoksun ve evlenmeye engel olacak derecede akıl hastası olduğu ileri sürülmüştür. Yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda Küçükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/2279 Esas sayılı vesayet dosyasında, Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 29.11.2001 tarih ve 2001/6546 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile davacının akıl hastası olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla davacının, evlilik aktinin yapıldığı sırada ve halen ayırt etme gücünden yoksun olduğu ve evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının bulunduğu gerekçesi ile evliliğin iptaline karar verilmiştir.

Az yukarda belirtildiği üzere akıl hastalığı kural olarak kesin evlenme engellerinden biridir. Ancak bu engel her türlü akıl hastalığını kapsamamaktadır. Mevcut akıl hastalığının evlenme bağlamında herhangi bir sakınca doğurmayacağı resmi sağlık kurulu raporuyla belgelendiği takdirde, bu hastalığa yakalanmış olan bir kişinin evlenmesine engel bulunmamaktadır. Bu nedenle evlenme tarihinden önce vesayet dosyasında alınan rapor davacının evlenme tarihi itibariyle evlenmesine engel olacak şekilde akıl hastalığının bulunup bulunmadığına ilişkin bir bilgiyi içermemektedir.

Hal böyle olunca; mahkemece, davacı/davalı(koca)nın evlenme akdinin yapıldığı 21.04.2006 tarihinde sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olup olmadığı ve evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının bulunup bulunmadığı hususu tıbben belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

Yukarıda açıklanan olgular gözden uzak tutularak, eksik araştırma ve inceleme sonucunda, dosya içeriğine uymayan gerekçelerle, evliliğin iptaline karar verilmesi ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

S O N U Ç : Davacı/davalı(koca) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 13.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.



Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page