top of page
  • Yazarın fotoğrafıEsmanur Kılıçman

ADLİ YARDIM TALEBİNİN REDDİNE KARŞI İTİRAZ DİLEKÇESİ

Güncelleme tarihi: 15 May 2023



ADANA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE

Gönderilmek üzere

ADANA ... AİLE MAHKEMESİNE


DOSYA NO :


İTİRAZ EDEN

DAVACI :


VEKİLİ : Av. Esmanur KILIÇMAN ERDEM

Çınarlı Mah. İnönü Cad. Günep Kuruköprü İş Merkezi Kat:6 No:610 Seyhan/ADANA


İTİRAZ KONUSU: Adli yardım talebimizin reddine ilişkin karar karşı itirazımızdır.


AÇIKLAMALAR :


1) ..... tarihinde Adana .. Aile Mahkemesinden Ek'te yer alan belgelerin sunulması yolu ile tarafımızca adli yardım talebinde bulunulmuş olup Mahkemece verilmiş olan ..... tarihli ara karar ile ''davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken yargılama ve takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu yönünde dosyaya yeterli belge sunulmadığından ve mahkememizde bu yolda kanaat oluşmadığından'' bahisle adli yardım talebimiz reddedilmiştir. Ancak verilen karar hakkaniyete aykırı olup buna ilişkin itirazımın kabul edilerek tekrar değerlendirilmesi gerekmektedir.


2) Şöyle ki; bir davanın açılabilmesi veya açılmış olan bir davanın takip edilebilmesi, belli bir ekonomik maliyeti gerektirmektedir. Bir davada yapılan masraflar kişilerin ekonomik durumlarına göre değişmediğinden yoksul kişilerin yargılama harç ve giderlerinden sorumlu tutulması doğru olmayacaktır. Zira yoksul kişilerin dava açmaları oldukça zordur. Bu nedenle yoksul bir kişinin gerekli harç ve giderleri ödeyememesi nedeniyle haklı olduğu bir konuda dava açamaması mümkündür.



Buna ilişkin olarak Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin “sosyal bir hukuk devleti” olduğu belirtilmektedir. “Sosyal Hukuk Devleti'nin en önemli özelliklerinden biri vatandaşların tüm haklarının hukuki güvenceye kavuşturulmasıdır. Vatandaşların ekonomik durumuna göre hukuki güvencenin değişmemesi sosyal hukuk devletinin gereğidir. Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak mahkemeler önünde tarafların sahip olduğu hak ve yükümlülüklerde bir denge sağlanmalı ve yargılamanın sonuna kadar bu denge korunmalıdır. Ekonomik olarak güçsüz kişilere adli yardımda bulunulması bu dengeyi sağlayıcı bir işlev görevi görür.



Kişilerin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkesi ile bağdaşmayacak şekilde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri Devlet, Anayasa’nın 5. maddesi gereğince ortadan kaldırmak zorundadır. Yani, hak arama özgürlüğünün kullanımını güçleştiren ekonomik ve sosyal engelleri ortadan kaldırmak devletin başlıca görevlerindendir. İşte, adli yardım kurumu devletin bu görevini yerine getirebileceği bir araçtır. (Alim Taşkın, “Adli Yardımın İşlevi ve Yardım Giderlerinin Geri Alma Zamanı”,

Türkiye Barolar Birliği Dergisi, S. 1999/3, s. 834.)



3) Anayasa madde 10’da düzenlenen “kanun önünde eşitlik” ilkesi de kişilere yeterli hukuki güvence sağlanmasını gerektirir. Diğer bir ifade ile kişiler bir ekonomik sıkıntı kaygısı yaşamadan haklarını arayabildikleri ölçüde “kanun önünde eşitlik” ilkesi yaşama geçirilmiş olur. Anayasa’nın “hak arama hürriyeti” başlıklı 36. Maddesinde ise herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanarak yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Bu düzenleme, ekonomik koşulları ne olursa olsun bütün yurttaşların mahkemelerde dava açabilmeleri veya savunmada bulunabilmeleri ile bir anlam ifade eder.



İşte, “sosyal hukuk devleti”, “kanun önünde eşitlik”, “hak arama özgürlüğü” ilkeleri adli yardım kurumunun düzenlenmesini zorunlu kılmıştır. Böylece, yoksul kimselerin mahkemelerde dava açabilmelerine ve savunmada bulunabilmelerine imkân sağlanmıştır.



4) Adli yardım, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334 ile 340 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre, kendilerinin ve ailelerinin geçimini önemli ölçüde zora sokmaksızın yargılama giderlerini kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda olan kişiler, haklı oldukları yönünde bir kanaat uyandırdıkları takdirde yargılama giderlerinden

geçici olarak muaf tutulurlar.



5) Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama, maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkına sahiptir (Ay. m. 17) Bu nedenle, bu temel hakkın doğal sonucu olarak yeme-içme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi kişinin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir. Adli yardım için genel anlamda yoksulluk değil, nispi bir yoksulluk aranmaktadır. Adli yardım talebinde bulunan kişi, genel olarak yoksul olmayabilir; ancak, yargılama giderlerini ödediği takdirde kendisinin ve ailesinin geçimi önemli ölçüde sıkıntıya düşecekse, yoksulluk koşulu var sayılır.



6) Ortalama bir geçim düzeyine sahip olmakla beraber dava nedeniyle yapmak zorunda olduğu giderler nedeniyle önemli ölçüde maddi sıkıntıya düşecek olan kişiler HMK gereğince yoksul sayılırlar. Bu nedenle, bir devlet memuru bile bir davanın gerektirdiği harç ve gideri karşıladığında kendisinin ve ailesinin geçimi önemli ölçüde sıkıntıya düşecekse adli yardımdan yararlanabilir.



7) Adli yardım koşullarının bulunup bulunmadığı konusunda çok katı davranmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır. Çünkü adli yardım, yargılama giderlerinde geçici bir muafiyet sağladığından, adli yardımda bulunan kişinin davayı kaybetmesi halinde zaten yargılama giderlerini ödemek zorunda kalacaktır.



8) Tüm bu açıklamalar doğrultusunda ve dava dilekçesi ekinde sunduğumuz belgeler çerçevesinde müvekkilin yargılama giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu açıkça ortada olup adli yardım talebimizin kabul edilmemesi durumunda müvekkilin davayı takip etmekte güçlük çekeceği aşikardır. Bu nedenle mahkemece verilmiş olan adli yardım talebimizin reddine ilişkin karara HMK madde 337-2'ye göre süresinde itiraz ediyoruz.


( HMK madde 337-2: ''Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir.'')



9) Yukarıda izah ettiğimiz nedenlerle adli yardım talebimin reddine dair itirazımın kabul edilerek talebimizin tekrar değerlendirmesini talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur.



HUKUKİ SEBEPLER: 6100 sayılı HMK madde 334,335,336,337,338,339,340



DELİLLER: 1) Dosya içerisinde yer alan adli yardım talebimizi içerir belgeler

2) ...... Aile Mahkemesinin .... tarihli ara kararı



TALEP VE SONUÇ: Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, adli yardım talebimizin reddine dair karara ilişkin itirazımızın kabul edilerek mahkemenizce tekrar değerlendirmesini vekaleten talep ederiz. ../../2023


Davacı Vekili

Av. Esmanur KILIÇMAN ERDEM




Comments


bottom of page